ForumSitesi Kimler Online Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   ForumSitesi > Forumsitesi Genel > Korkunç-İlginç Olaylar > İlginç Hikayeler


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
İnanamayacağınız Bir Olay
Cevaplar
2
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
191
Önceki Konu
önceki Konu
Yeni Konu aç Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 09-07-2010, 10:25   #1
Standart İnanamayacağınız Bir Olay

[Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ][Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ][Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ][Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ][Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ]İnsanı tutuşturan cin, gaz yoksa şimşek mi? Pantolonu, ayakkabısı sağlam, geri kalanı kül olan ceset gördünüz mü? Okuyacaklarınıza inanamayacaksınız. Prof. Dr. Sevil Atasoy, kendi kendine yananların izini sürdü. Lozan'a gitti, gördü ve yazdı. Tek başına oturan yaşlıca birinin, geride bir kaç kürek kül ve iki sağlam bacaktan başka şey bırakmayacak biçimde aniden tutuşması pek sık görülen bir ölüm değildir. Hele, görünürde bir ateş kaynağı yoksa, üstelik odadaki eşyalar sapasağlam kaldıysa, işe cinler, periler karışmış olabilir mi? Delil Avcısı, bu soruların cevabını Avrupa'da aradı.
Mum gibi yananlar: Bir şehir efsanesinin sonu
2006 yılı Ekim ayının ortalarıydı. Bay Walter Spiess'in kızı, Cenevre kanton polisini aradı. Vèsenaz'ın Hermance sokağında köpeğiyle birlikte oturan babasından üç gündür haber alamamıştı. Bir gariplik olduğu muhakkaktı.

Baba Walter henüz 55'indeydi ama, yüksek tansiyonu, tütün tiryakiliği, her daim tehdit oluşturan sar'ası ve geceleri yuttuğu bir tablet flurazepam, genç kadını haklı olarak kaygılandırmaktaydı. Sokak kapısının yedek anahtarını kilide sokarken "Umarım, kötü bir şey olmamıştır" diye düşündü.

Kapıyı itti. Arkasındaki engel her ne ise, açamadı. Kuvvetlice abandı. Önce, sarı - kahve tüylü bacakları gördü. Kiraz renkli sıvının içinde öylece durmaktaydılar. Sonra, babasının, sehpanın altına doğru uzanmış, yan dönük, dizleri bükük bacaklarını farketti. Çorapları, deri mokasenleri, pantolonu üzerindeydi. Ancak, bacaklarının üst tarafı yoktu. Daha doğrusu bir şeyler vardı da, var olan babasının bedeni değil, kocaman bir kül ve kömür yığınıydı.

Gözlerine inanamayan bir doktor
Alışılagelmiş yangınlarda, özellikle benzin gibi kolay tutuşan yakıtların varlığında, insan bedeninin el, ayak ve baş kısımları, diğer bölgelere oranla çok daha fazla zarar görür.

Bu nedenle, göğüs, karın ve bacaklarının üst kısmı, ayrıca bu bölgelerdeki kas ve kemik dokuları önemli derecede yanık; buna karşılık baş, kol, dizlerinin aşağısı ve ayakları nispeten sağlam bir cesetle karşılaşıldığında, şaşırmamak elde değildir. Hele ayakkabıları ve çorapları hiç zarar görmemişse, şaşkınlığın derecesi daha da artar.

İşte, polisin çağrısı üzerine Hermance sokağı 18 numaraya keşfe gelen genç doktor, küçük sahanlıktan oturma odasına geçtiğinde, Bay Walter Spiess'in halının üzerinde boylu boyunca yatan cansız bedenini aynen bu şekilde buldu.

Seramik karoların kapladığı tabanda, iki yün halı seriliydi. Kanape, koltuk ve sehpa, halılardan birinin; büyük oval yemek masası diğerinin üzerine yerleştirilmişti ve Bay Spiess bunların hemen arasında yatmaktaydı.

Lozan'daki Roland Adli Tıp Merkezi'nde ziyaret ettiğim Dr. Cristian Palmiere'ye önce "Olay yerine girdiğinde, ilk aklına gelen ne oldu? diye sordum. "Gözlerime inanamadım." dedi. "Beden, önemli ölçüde küle dönüştüğü halde, çevredeki eşyalar en ufak bir zarar görmemişti. Bay Walter, büyük bir olasılıkla bir sandalyede oturmaktaydı. Ama sandalyeden geriye hiçbir şey kalmamıştı. Kısmen üzerinde olduğu halının, bedenini çevreleyen kısımlarında bile, en ufak bir yanık belirtisi yoktu. Sadece kendisiyle doğrudan temas etmiş küçük bir kısmı zarar görmüştü. Başının çevresinde az miktarda kırmızı ve kanlı bir sıvı dikkat çekiyordu. Bacaklarının gövdeyle birleştiği kısımları biraz yanıktı ama, dizlerinden aşağısı sapasağlamdı. Ahşap mobilyalar, sarı kumaş kaplı kanape, eteği püsküllü koltuklar, cesedin yanıbaşındaki Çin işi maun sehpa, hatta üzerindeki dergiler, kolayca tutuşabilecek malzemeler olduğu halde, en ufak bir yanık izi yoktu.”

Dr. Palmieri, olay yeri fotoğraflarını gösterirken, sözünü ettiği dergileri farkettim. "Bak" dedim, "Bir National Geographic okuruymuş".

"Pencerelerin hepsi kapalıydı." diye sürdürdü doktor. "Tek dikkat çeken, eşyaların üzerlerindeki sarı renkli yağlı tabakaydı. Bedenin hemen yanındaki çakmak, gözlük, boş bardak, kısmen yanık sigara paketi, sigara tablasındaki sönmüş puro, bir kaç metre ötedeki maun yemek masasının üzerindeki bir diğer çakmak, siyah deri cüzdan ve gazeteler bile aynı tabakayla kaplıydı."

Heyecanla konuşan genç doktor, bundan tam 156 yıl önce, Charles Dickens'in bizlere Bleak House (Kasvetli Ev) romanında aktardığı yağlı tabakayı, gözleriyle gören az sayıdaki ölümlüden biriydi.

İnsanı tutuşturan cin, gaz yoksa şimşek mi?
İngiliz yazar Charles Dickens'in Kasvetli Ev'i, 1850'lerin Londra'sını ve hukuk sisteminin insafsızlığını polisiye bir kurguyla mercek altına alan benzersiz bir toplumsal eleştiridir. Ancak biz adli bilimciler açısından bambaşka bir önem taşır. Çünkü Dickens, çaput ve şişe taciri alkolik Krook'u, her bir yanı kapalı dükkanında, aniden, içten içe tutuşturarak öldürür[1].

"Şöminedeki ateş neredeyse söndüğü halde, kesif, boğucu bir duman odayı doldurmuş, koyu renkte yağlı bir tabaka tavanı ve duvarları kaplamıştı." diye anlatır Dickens. "Masa, sandalyeler ve masadan eksik olmayan şişeler, her zamanki gibi yerli yerindeydi. Yanık kokusu oradaydı, kurum oradaydı, yağ oradaydı, tek olmayan, ihtiyar adamdı."

“Ani insan tutuşması”nın gizemi, Dickens'ten asırlar önce başlayan ve ondan yüzelli yıl sonra dahi durulmayan bir meseledir. Bu garip ölüm şeklinden cinleri, perileri sorumlu tutanlar ya da vücut elektriğinin barsaklarda oluşan metan gazını tutuşturması, bir küresel şimşeğin bacadan, pencereden girmesi gibi doğal olaylarla, hatta içkili haldeyken sigara içen birinin, kanında birikmiş alkolün parlamasıyla açıklayanlar olsa da, Bay Walter Spiess'den arta kalanların otopsisini yapan Dr. Cristian Palmiere ve ben (ve elbette bir sürü başka bilim insanı), bunların hiçbirine katılmıyoruz.

Yapılamayan otopsi, bulunamayan deliller
"Kimliğini, metal diş dolguları sayesinde saptadık. Dişhekiminden temin ettiğimiz röntgenlerle uyum içindeydiler. Köprücük kemikleri ve kafatası sağlamdı, kalan diğer kemiklerinde de herhangi bir çatlak ya da kırık yoktu" diye anlattı Dr. Palmiere, "Soluk borusunda kurum tanecikleri göremedik, kalp ve boyun damarları, katılaşmış kanla doluydu, kalp ve bacak kasları haşlanmış gibiydi. Sağlam bacak damarından alınan kandaki flurazepam, her gece kullandığı ilacın miktarıyla uyum göstermekle birlikte, 1.10 promil alkol, Bay Walter Spiess'in ölmeden önce bir miktar içki içtiğini gösterdi."

Bir veteriner, yer yer kılları dökülmüş köpeğin otopsisini yaptı. Ağzında ve soluk borusundaki kurum ve kanındaki \\\\\% 65 düzeyindeki karboksihemoglobine dayanarak, kesin ölüm nedeninin karbonmonoksit zehirlenmesi olduğunu bildirdi. Pencerelerin kapalı olmasının yol açtığı oksijen eksikliği yüzünden, yanma sırasında karbondioksit oluşacağı yerde, karbonmonoksitin meydana geldiği, bunun da köpeği öldürdüğü açıktı.

Gel gelelim, Bay Spiess'in kanındaki karbonmonoksit seviyesi, ancak sigara tiryakilerinde görülen kadar. Etraftaki havayı soluyamayacak hızda yanmış olmalı. Belki de, yanmadan önce, başka bir nedenle can verdi. Yanık kenarlarından alınan doku örneklerinde "vital reaksiyon" gözlenmemesi, ikinci olasılığı güçlendiriyor.

Nitekim, çevrede herhangi bir yanma belirtisi olmadığı halde bacakları dışında her yanlarının küle dönüştüğü insanların hemen tamamında, soluk borularında kurum kalıntılarına, kanlarında zehirleyici düzeyde karbonmonoksite, yanık kenarlarında vital reaksiyona rastlanmamıştı. Bunların bir bölümünde otopsi yapılabilmiş, kiminin ölümü bir enfarktüs krizi ya da damar tıkanması gibi doğal ölümlere bağlanabilmiş, kiminde ise ölüm nedeni anlaşılamamıştı. Olay yeri incelemelerinde ise, bedenlerden bir bölümünün şömine ya da kömür sobası yakınlarında bulunması dikkat çekiyor. Kurbanlar, bir nedenle oturdukları ya da yattıkları yerden bir sigara izmaritinin üzerine düşmüşlerse, gövdeleri tamamen yandığından, ateşin kaynağını bulmak da olanaksız.

Dr. Palmiere, Bay Walter Spiess'in ya enfarktüs geçirip düştüğüne ya da bilincini kaybettiren bir sar'a nöbetine tutulduğuna, alkol ile birlikte kullandığı flurazepam'ın da bilincinde bir miktar kayba yol açtığına inanıyor. Kısacası, yanmadan önce öldüğüne. Tutuşmasını da, bir sigara izmaritinin üzerine düşmesine bağlıyor. Dolayısıyla bir önceki kuşağın ünlü yangın uzmanı, Amerikalı John DeHaan'ın savunduğuna benzer biçimde, insanın mum gibi yanabileceği teorisine katılıyor.

İnsan yağı fevkalade bir yakıttır
Fizikçi ve kriminalistik uzmanı dostum John DeHaan'ı aradım ve "Bunca yıl, insanın aniden tutuşamayacağını, ama mum gibi yanabileceğini iddia edip durdun. Şunu basitçe anlatır mısın?” diye sordum.

"Bildiğin gibi mum; parafin ya da donyağı gibi yavaş yanan bir yakıtın, genellikle pamuktan bir fitilin üzerine dökülmesiyle hazırlanır. İnsan bedeninde, parafine benzer biçimde davranacak pek çok yakıt var" diye anlattı. "Deri, kas ve barsaklar pek iyi olmasa da, deri altı yağ tabakası fevkalade bir yakıttır. Sağlam deriye küçük bir ısı kaynağını sadece 5-10 dakika değdir, deri önce büzüşür, sonra çatlar, ardından hemen altındaki yağ sıvılaşıp dışarıya akar ve küçük bir yangını başlatacak yakıtı oluşturur. Yeter ki, sızan yağın yakınında tıpkı bir mum fitili gibi yağı emecek giysi, döşeme, kuru yaprak, parke benzeri üzeri pütürlü bir malzeme olsun. Normal insan bedeninin yağı, ufak bir çöp tenekesinde çıkan yangın kadar yer yakar. Bu nedenle kapalı bir mekandaki eşyalara zarar veremez ama, 6 - 8 saat içinde bir bedeni kül ve kemik yığınına çevirebilecek enerjiye sahiptir."

John'un bir türlü anlayamadığı, anlamamak bir yana, ciddi ciddi kızdığı konu ise, bugüne değin hiç kimse, kendi kendine tutuşup kül olan bir insanı görmediği ve olayın çok basit bir açıklaması olduğu halde, bu yüzyılda neden hala cinlere, perilere inanmakta ısrar edildiği.
Kaynak: National Geographic Türkiye
yolcu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İletişime Geçin
Alt 10-24-2010, 13:00   #2
Standart Cevap: İnanamayacağınız Bir Olay

Alın size korkunç administrator o kadar emek vermiş siz ise bir teşekkürü çok görüyorsunuz.Teşekkür Ederim.
Blackman01 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-24-2010, 13:07   #3
Standart Cevap: İnanamayacağınız Bir Olay

paylaşım için tşklerr
yarali_yuregim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İnanması zor bir olay (olay yeri japonya) BroNitX İlginç Hikayeler 1 03-15-2008 17:24
Olay Olay Olay Muhabir Beşiktaş 0 05-10-2007 19:00
Olay Olay Olay Muhabir Beşiktaş 0 05-04-2007 09:40
Olay Olay Olay Muhabir Beşiktaş 0 05-04-2007 08:36
Olay Olay Olay Muhabir Beşiktaş 0 05-03-2007 09:50

Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Saat: 22:57 .
Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0

Kuruluş : 10 Ekim 2006
Forumsitesi.net Her Hakkı Saklıdır

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,şikayetlerinizi Burdaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.Not:Konu acil ise GÖLGE'ye forum üzerinden özel msj atınız. Mailimiz belli aralıklarla takip edilmektedir.
SanaL Mutfak
Yemek Tarifleri
www.sanalmutfak.net
VidiPOP
Dizi ve film izle
www.vidipop.net
Komik ve İlginç Video
En Komik Videolar
Bize Katılın.
Hergün Yeni Bir İlginç Bilgi
En ilginç Bilgiler
Facebooktayız
Tatil Rehberi
Tatil, Holiday, Guide
citypromotion

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287