|
| | #1 | ||
YOKTUN Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi vardı avuçlarımda o gece... Hayallerim gözümün önünde dans etti...Düşlerimdi gökyüzünden bana göz kırpan, yıldızlar değil; yalnızlığımda...Oysa aşk iki kişilikti... Çayım vardı; bir kupa elimde, diğer elimde ise o gece yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi... Çiseleyen yağmur bile ürpertemedi bedenimi; hayalin gibi... Bense yalnızdım; yokluğunda... Sadece yalnızdım işte bu aşkta, oysa aşk iki kişilikti... Denizin dalgalarımıydı azan; içimde ki volkanlar misali... Oysa içim azdıkca, sustu dudaklarım... Ben sustum, bulutlar haykırdı isyanımı... Şimşekler vardı yüreğimde ürkütücü!.. Korkutan... Sadece ben duydum, ben hissetim içimdeki yalnızlığın sesini... Dudaklarım suskun, gözlerimde yaş... Sen ise sadece yoktun!.. Sadece yok!!! Oysa ölümdü tek başına yaşanan, aşk iki kişilikti... Gökyüzü bir kızardı, bir kapkara oldu saçların gibi... Bak, o bile seni hatırlattı bana, gözlerinin karası gibi... Gözlerin gibi öfkeliydi yıldırımlar o gece... Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesiydi elimdeki, elimde hayallerim bile yitmişti... Umutlarımdı yanımda olan nicedir, hayallerim ve düşlerim... Ne zaman terk ettiler beni, hiç bilemedim... Sense sadece yoktun, SADECE YOK!!!... Oysa, yalnızlıktı tek başına yaşanan, aşk iki kişilikti... Ellerimdeki yağmur tanesini bıraktım denize, özgürlüğüne kavuşsun diye... Büyüdü, büyüdü deniz oldu... Sonra deniz büyüdü büyüdü okyanus oldu... Okyanuslar geçilmez, dağları aşılmazdı ve kırılmış kalbim bir düşman gibi seni andı... Sense sadece yoktun... Sadece yok!!! Bıraktım kalan son hayallerimi de özgürce gökyüzüne... Özgürce döndüler önce başımın üstünde sonra uçtular semaya... Bir öpücük kondurdum her birine, kokumu sana taşısınlar diye... Duydun mu? Sen ise sadece yoktun bu aşkta, sadece yok...Bense, iki kişilik yaşadım bu aşkı, yorgun bir kambur gibi üzerimde, BİR BASIMA KATRAN GECELERDE!.. Senden kalan son hatıraydı, yüreğimdeki AŞKIM; onu da semaya bıraktım... ÖZGÜRCE! Geriye kalan sadece CAN kırıkları!.. HANİ, ÖLÜMDÜ BİR BAŞINA YAŞANAN, AŞK İKİ KİŞİLİKTİ??? | |||
| | |
| İletişime Geçin |
| | #2 |
| söz vermiştin bana... Sensizlik miydi beni çıldırtan yoksa o delirtici seszislik miydi yüreğimi acıtan?. Hani bir şarkımız vardı defalarca dinlediğimiz söz vermiştin diye başlayan nerde nerde o sözler nerde yeminler. Demek sevdaların yerini özlemler hasretler alırmış yazık yazık ettin bu sevdaya bu büyük sevdaya. Şuan nerde kiminlesin kim bilir. Biliyorum nerde ve kimin yanında olduğunu ama bunu bir türlü kalbim kabul etmiyor. O seni hala yanımda zannediyor. O seni hala benim hayatımın bir tanesi zannediyor. Belki canımın yanmasından korktuğumdandır söylemeyişim kendime haykırmayışım. Bir gün çıkıp geleceğine pişmanım diyeceğine inanışım. Olamayacak biliyorum bunların hiçbiri hiçbir zaman olmayacak. Sen yoksun sen gittin. Gerçekler bundan ibaret ama o hain gidişini kalbim anlamıyor anlamak istemiyor ve seni hala seviyor sana hala saygı duyuyor. Bir gün bir yerlerde karşılaştığımızda nasıl bakacaksın yüzüme ya selam vercek misin konuşabilecek misin benimle yüreğin bunu kaldıracak mı?. Bunu sormak bile saçmalık belki tabi ki kaldıracak kaldıramayacak olsa gitmezdi değil mi?. Diyorum ya mantığım ve kalbim savaş halindeler mantık kabul ediyor gittiğini senin yüreksiz olduğunu ama kalp asla senin bunu yapacağına yaptığına böyle yüreksiz olabileceğine inanmıyor. Hayır bunların hepsi birer oyun birer rüya uyanacaksın ve geçecek sabret diyor. Oysa gerçekler çok ama çok farklı bunu ona haykırabildiğim an senden tamamiyle kurtulduğum gün demektir. O gün yeni bir hayat beni bekliyor ölümümden yeniden dirilişim demektir. Ama şuan hala bir ölü dolanıyor bu dünyada ruhu ve kalbi ölü ama bir et parçasının dolaştığı insanların yaşadığını sandığı bir; yaşam nedir sence nefes almaktan mı ibaret yoksa tüm duyguları yaşayabilmek mi.? Bence tüm duyguları hissetmek öyle bir hal aldı ki bu beden hiçbir şeyi anlamıyor hiçbir duyguyu hissedemiyor. Ne acıyı ne sevinci ne kederine; robotlar gibi hissiz bir et yığını. Gülüyorum gülmüş olmak için konuşuyorum sorulanlara cevap vermek için ağlıyorum evet bak ağlamak işte onu yürekten hissediyorum. Göz yaşlarım her aktığında yaptığın ihaneti akıtıyorum dışarı insanlar yaşadığımı zannediyor ama yanılıyorlar be gülüm. Gülüm derdin ya bana bir tanem hayatımda; şimdi kimese yok; diyorsun ha kimin elini tutuyor kimin gözlerine dalıyorsun. Mutluluk bizi seçmemiş demek ki payımıza hüzün düşmüş ve o payı sonuna kadar hakkıyla yaşamakta benim görevim olsa gerek. Bilirsin görevlerimi eksiksiz yerine getirmek huylarımdandır. Onu da eksiksiz yerine getiriyorum. Karşılaştığımızda sana hesap sorabilmek İcin. | |
| | |
| | #3 |
| Nêdên bu kadar dağıttın yatağımı? Bıraksan,düzenli kalsaydı... Jilet gibi,tertemiz örtülerle kaplamıştım halbuki, şimdi dağınık.Örtülerimi gözlerime örtüp gitmişsin. Lavanta kokular yok artık üstünde,sen kokuyor. Kokunu unutmuşsun üstümde! Ben kokuyor...Gelir gelmez söküp aldın ya ben'liğimden... Neden dağınık bıraktın yatağımı? Dudak izlerin,yastığımdan aşağıya süzülmekte. Aynı vuruculukta darbelerin... Çarşaf,sen gelmeden önceki gibi... Soğuk! Sıcaklığını alıp gitmeseydin yâr! üşüttün beni... Sabahtan koyduğum pak çarşaf değil altımdaki. Yorgun... Üşümüş... Üstünden bir 'sen' geçmiş,kolay mı? Şiddetine,hışımına kurban olmuş. Yastığım,üzerinden tarihler geçmiş gibi... Ağır-aksak durmakta şimdi,arkamda...Yorgun... Lâkin,başına yuva olmaktan mutlu.Ama kıskanmış. Göğsümde saatlerce,daha çok uyudun diye... Sahi,yatağımı neden bu kadar dağıttın? İklimime soktuğumu hatırlıyorum seni. Çilek tadı,tarçın kokusu bir de. Yavaş yavaş dağılan çarşafı hatırlıyorum, inleyerek dağılan çarşafı... Hani,üzerinde yaşam çizgilerimizi çizdiğimiz, "atlasımız",çarşaf... İki'nin tek'e dönüştüğü,altımızdaki atlasımız. Çilek tadı hatırlıyorum,belli belirsiz. Bedeninin tadından sıra gelmeyen tarçın kokusu... Dudaklarında önce mi buluştum çilekle,sonra mı hatırlıyorum... Loş bir ışıktı yanan... Bunu hatırlıyorum. Öznesi "ben" olan sevişme eylemine açtın kollarını önce. Kaçtım,kovaladın. Kovaladın,yakalandım.. Öznesi "biz" olan sevişme(ler) eylemine ilk halkayı ekledi(-k). Neden dağınık yatağım? Üzerinde acil sevişme izleri... Öpüşlerinin tadı,seninle birlikte mi yol aldı? Benden söküp almasaydın dudaklarını,bedenim titremezdi bu denli. Dağınıklığına bir karşılık alabilseydim;dudakların olurdu! Neden bu denli dağınıksın? Neden dağınık bıraktın yatağımı? Çok mu soru sordum? Perdelerim sonuna kadar açık, gözlerim,gece gözlerini hatırladığım zifiri'de şimdi. Fecri bekliyorum toparlanmak için... Yatak çıplak, ben baştan aşağıya.... Yalınayak.... Dağınıklığına bir bedel isteseydim yalınlığın olurdu! Üzerini kuşanmadan görmek seni,en yalınına ulaşmak,en tepedeki meyveye uzanıp tatmak gibi... Kucağımda son dudak izlerin,koynumda gölgen... Neden dağınık bıraktın yatağımı? Neden ber-taraf ettin ben'i? Baş ucumda sabırsız öpüşler izi... Altımda soğuk çarşaf... Yine iklimine soksan beni... Gölgem,gölgene sığınsa gece vakti, Son zerrenin tadına koşsam,çeksen yine kendine beni... Kaçsam,kovalasan ...Yakalansam... [Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ] Koynumdaki gölgelerin çoğalsa, milyon kere bitirsem seni... Kurşun gibi vursan beni, çıkmamacasına en derinimden... Ben'liğime sen karıştırıp uyusam, yine gölgende uyansam... Perdeleri seninle açsam, seninle kapatsam ışıkları... Nice atlaslar çizsek,yaşam çizgilerimizle,senin terinle... O zaman... İstediğin gibi dağıt yatağımı yâr! Bırak,dağınık kalsın! | |
| | |
| | #4 |
| Kimseye bahsedemedim sonu gelmeyen korkularımdan..Geceleri yorganların altına saklandım,gözümü kapadım sırf inat olsun diye! Bu sahte ''BEN''leri görmemek için kapadım gözlerimi,soğuklarımda üşümeyeyim dye ısınmaya çalştm karanlk odamda! Bazen uçsuz bucaksız okyanuslarda boğulmak oldu korkularım..Küçüklüğümün oyuncaksz kalma korkusu,şimdi aşksız kalma korkusuna dönüştü..Benim bez bebeklerim şimmdilerin boyalı bebeklerinin arkasna düştü! Sonsuz korkularımı anlatamadım kimseye! Kimseye söyleyemedim ya kaybolup gidersem diye..Hiç birinize bahsetmedim bunlardan,sırf sizi mutlu etmek için.. Ama anlayamadınız,bilmediniz değerimi! Güzel vücutlara harcadınız beni siz! Oysa ben ruhlarınız için vardım.. Benim ateşim yoktu,haberiniz yok! Ateş sizindi,siz yakardınız beni..Şimdilrde en ufak kıvılcımları arar oldum!! Yine de bahsetmedim kmseye! Ben eskiden orda burda aranmazdm bilinçsizce..Siz gelir bulurdunuz beni..Herkesle paylaşırdınız..Şmdilerdeyse ben arıyorum sizi..Öylesine canım sıkılıyor ki.. Siz yaptınız bunu..Benim korkularımdı,kimseye anlatamadım..Şimdi sizin acı gerçekleriniz oldu benimse sonum! Ben sevgiyim! Ama siz beni de yalnız bıraktınız.. Yalnız kalmama korkusu sardı sizi,herkese ''SEVGİLİm''dediniz..Oysa anlamını bile bilmiyordunuz..Kimse SEVGİ'li değil artık.. Sevgi gecelere düştü,sevgi kulislerde kaldı şimdilerde..Artık sahneye çıkmıyor sevgi..Oynatmıyorsunuz sııcak oyunlarımı.. Şimdi hepiniz cin gibi oldunuz.. Hepinizin elinde maddeleşmiş sevgiler var..Beni maddeleştrdiniz..Bana biçim verdinz..Oysa beni görmemeliydiniz..Bozuldu büyü zamane çocukları! Korkularımın sonu,hepinize vedadır! Sizin estetikleriniz var beni elde edebilmek için,sizin boyalarınız var!! Sizin teknolojinz var maddeyye güzellik verip beni alacak! Evet var,ama artık ben yokum Sevgi müdavimleri!! Ben siz veda ediyorum..Beni hepten yalnız bıraktınız, üşüdüm çok! Vedalar yanımda sıcak kaldı..Siz hepiniz, bensiz kalmaya mahkum edildiniz belki.. Ve işte bensizsiniz.. Benim ruhuma değinene dek bensizsiniz şimmdi!! Siz sevdiğinizi zannedip oyalayın kendinizi!! Alıştınız oyuncaklara ne de olsa.. | |
| | |
| | #5 |
| Gidişimin ardından sessizlik çaLacak kapıLarını.. Tek başına kalacaksın hayatın dikenli yollarında.. Batacak,canın acıyacak..SoracakLar sana beni,nerede diye? BişeyLer söyLemek isteyeceksin.. Boğazına takılan hıçkırıktan söyleyemeyeceksin..SUSACAKSIN! Gidişimin ardından arayacaksın beni..Ama bulamayacaksın. Benzin atacak,gözLerinin feri kaçacak, yere düşeceksin.. Gidişimin ardından ağLayacaksın için için, yoksun diye... Gidişimin ardından mahvolacak tüm hayatın.. ZamanLarın ikişer ikişer atLayacakLar, tarihten kopartacaksın bensizLiği.. SoracakLar neyin var? diye.. SuçLu yanın daLganacak tüm benLiğinde.. PişmanLığın saracak o gece renkLi gözLerini. Rengini kaybedecek göz bebeklerin..ANLATAMAYACAKSIN.. Gidişimin ardından yıLgın rüzgarLar esecek, yağmurLar yağacak.. AnLamsız kalacaksın tüm bu hüzünLere.. Hiç dinmeyecek göz yaşların,giden bana ağLayacakLar, ADİCENE... Gidişimin ardından anıLar canLanacak bellegin de,kovacaksın gitmeyecekLer.. Oturup düşüneceksin yanLışını.. Savaşacaksın içindeki benLe.. Kendini başka şeyLerLe oyaLamaya çaLışacaksın fakat akLından çıkamayacağım.. ÖLüme yakLaşacak ruhun, öLümü hak edemeyeceksin! BensizLiğine.AĞLAYACAKSIN.. Gidişimin ardından zamanLar hızLı gecicek, sen unutmaya yüz tutmuş anılarımızı susturacaksın.. "O" sana dokundukça sen kaçacaksın, "Hadi bana şarkı söyLe güzeL sesinLe"diyecek, sen söyLemeyeceksin! Yapamayacaksın "O"nsuz..Sesim Sessizliğin olacak.KONUŞAMAYACAKSIN.. Gidişimin ardından seLe kapıLacaksın şehrinde.. Kurtaran oLmayacak yaLancı bedenini.. Kimsesiz kaLacaksın.. SokakLar küs,kaLdırımLar ısssız,sen yaLnız ve bensiz.. Saranın oLmayacak..ÜŞÜYECEKSİN.. Gidişimin ardından seneLer geçecek, ve sen UNUTTUM sonunda diyeceksin.. Ve bir gün teLefonun çaLacak.. Bir ses! beni hatırLatacak ve sen işte o gün ÖLECEKSİN.. Sebep...unutamamak... Zanlı...hayalim.. Faili BEN... Meçhulü SEN... | |
| | |
| | #6 |
| [Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ] aşkın kuralları varsa da aşksızlığın nedeni kurallar olmalı mıdır? kimin koyduğu, kimin uyacağı kurallar? Ay dolunay,imkansız aşklar vakti… Dolunaylı bir hafta sonuna girerken genel bir gerginlik var üstümde.Ya ben her kötü zamanlamamı dolunaya yüklemeyi adet edindim bilmiyorum. Ya da gerçekten ay ışığı med-cezir gibi ruhumu çekip bırakıyor. Bahar gelip nar çiçekleri gibi renkten renge girerken dünyamız, ruhun renklerini atlamamalı derim.Gel gör ki havamız hep parçalı bulutlu,renkler hep griye çalıyor inceden. Bugünkü mevzunun karanlıklığı da oradan gelmekte okuyan dostlarım,mevzu imkansız aşk hikayeleri. Hani son ayların şarkısı kadar olmasa da, bir çok sayılı nedenden dolayı engellenmiş duygularımız. Neler vardır ki insanın dünyasını alt üst edebilecek duygusal yoğunlaşmalarında? Karşılıksız aşk hikayeleri,sosyal konum farklılıkları,öğretmen-öğrenci ilişkisi,yaş farkı belirgin olan aşklar, evliyken yaşanan aşklar,arkadaşının aşkı olanlar,arkadaşının eşine aşık olanlar,iş yerinde aşk yaşayanlar,sanal dünyadan gerçek aşk bulanlar, yanlış zaman yanlış insana denk düşenler,uzak düşenler,Hipokrat yeminini unutturan aşklar, sonu gelmeyen ilişkiler içerisinde kalanlar… Liste yeterli mi bilmem bence daha çok çıkar örnek. Hoş toplamına bakılınca aşk öykülerinde imkansızlık kardeş hikaye gibi alttan gelir.Her bekleyişte, aşkın insana olan uzaklığı hissedilir.Kimse kolay kavuşmaz istediklerine,ondan her hikayede biraz umutsuzluk,biraz sessizlik vardır. Ancak bir de asla olmaz denilen, daha baştan aklınızın kaçıp ruhunuzun teslim olmayı düşlediği öyküler vardır. Süper egonuzun tüm gücüyle "uzaklaşmalısın" diye haykırdığı,ama içinizdeki karşı konulmaz dürtünün sizi içine attığı öykünüzü düşünmeye başlayın. Bir anda mı oldu gerçekten?Yoksa yasak olan daha mı çekici geldi inceden inceye? Peki kime ve neye göre imkansız, neye göre yasak olur bu hikayeler.Adına <******> tabu dediğimiz kimin koyduğunu hatırlamadığımız kurallar zinciri gelir başta. Toplumun bir arada yaşamasını sağlayan yazılı olmayan kurallar, başta bireyin mutluluğunu hedeflerken bir süre sonra mutsuzluğun kaynağı olmuyor mu biraz? Aynı tabular bir süre sonra herkesin seanslar süresince yıkmaya çalıştığı duvarları olacaktır.Bu kısmı deneyimle vaki. 80'lerden beri yükselen trenddir, özgür, modern şehir insanı efsaneleri de buradandır.Tabuları yıkan öyküler filme geçer.Aslında öncesinde de sinema imkansız aşk hikayeleriyle doludur.Hastalıklı ,başı sonu karışmış düğümleri vardır, ya da gelinine aşık olan, ve eşinden daha olgun ve anlayışlı bu adamda ruh eşini gören genç Filiz Akın ile Kartal Tibet gibidir imkansızlığın boyutu. İmkansızdır ama vardır. Kuralların doğruları bağırması,kalbinizin sesini susturabiliyorsa ne mutlu. Bu tarz ilişkilere girmek bir çok karmaşa getirirken, girmemek de ömür boyu aklınızda kalabilecektir. Çünkü aynı ses de kulağınıza aşkı kaçırmamalısın diye fısıldamıştır sessizce. Peki ne yapmalı,ya da hangisini yapmak daha kolay gelir.Tartışırken,imkansız aşk yoktur,aşkın önünde engel olmaz diye sesler çıkar artarak.İyi niyetli yalanlar gibi geliyor bana bu sözler. Öyle olmasını istesek de bu kadar cesur ve bu kadar açık değiliz hayata karşı.Korkarak bakıyoruz zor olana.Söyleniyoruz başkalarının durumuna, "nasıl yapar,başka kimse kalmamış mı,etik değil,ayıp" diye.Sonra da aşk için her şeyi yapmalı diyoruz. Aslında söylenmemiş sözlerle dolu içimiz. Dolunay bahane | |
| | |
| | #7 |
| dün gece yine daldım yine hasret yandım gök yüzünde parlayan yıldızlara seni sordum tüm yıldızlara bakarak düşündüm seni hiç aklımdan çıkmamacasına işte o anda bir yıldız kaydı hani derlerya ne istersen olur diye işte o zaman yanımda olmanı nasıl isterdim birlikte olmayı... ellerim, ellerinde, gözlerim, gözlerinde ama olmadı hiç biri gerçek olan tekşey senin sevdana yanmak hasretine ağlamak oldu o kayan yıldızın ardından...!! | |
| | |
| | #8 |
| [Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ] Hangi Ayrılık? Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? ... | |
| | |
| | #9 |
| eline sağlık apla | |
| | |
| | #10 |
| [Forumdaki resimleri ve linkleri üye olmayanlar göremez.Tıkla Üye Ol ] Ben seninle konustugumda hic bilmedigim bir zaman dilimine uzaniyorum . Duruyor zaman duruyor dakikalar . Ayaklarim bir denizin masum akisli kiyilarinda ve dalgalariyla oynuyorum . Kumsalina adini yaziyorum kum taneleriyle . Sonra birakiyorum dalgalara ismini.. Icimden seslenen bir sarkiyla yoklugunla dans ediyorum bir atesin basinda . Martilarin kemanina tutuluyorum . Ben senin yoklugunla yasamaya alisiyorum . Varligina elveda ... Kimse seni sevdigim kadar sevemeyecektir hayatinda . Kimse seni sevemeyecek bu kadar ... Bir sigara gibi ictim seni ... Sancili bir dogumu ceken bir kadin gibi ... Sen beni boyle bir gitarin notalara ozlemini kiskandirircasina dusunurken seni gormelisin .. Sen beni boyle ince nakisli bir dantel gibi seni dizelere islerken gormelisin ... Sicacik olurum , usumez hic bir yerim .. Seninle isinirim Seninle isinir icim Askim olur musun Aaassskkkiiimmm olur musun benim icin Ben ne zaman asik olsam . Bir sarki olurum askin dilinde. Hani bir yerlerim . Nutkum mesela cicek acar. Gitar beni soyler . Kemanlar yuregimi . Kimse bilmez belki .Kimse bilmez seni nasil sevdigimi ... Ben seninle dolu olurum .Gulusunde tutusur gozlerim. Ay tutulur Gunes tutulur,Tutusur her yerim.Kesildi ayaklarim,Kesildi ellerim Dokundugum ellerini cok ozledim . Sondurdum isiklari ... Samdanlar diktim bu gece odama . Isiklari oksuyor sevdam gibi dokunuyor canima . Mum isiklarinda uzuyor golgelerim . Golgem bile hasret sana . Kostu senin icinde oldugun duslerim dort bir yana . Dugumlendi sevdam bom bos kollarim , ellerim . Nefesim yirtik etek gibi oksuz kaldi bogazimda yutkunuyorum Allaha . Ne dikenim var Nede boyle giyenim Ben bir cift mezar tasi diktim yokluguna ... Her gece varligina dua ederim Bu gun yine seninle konustum . Biliyorsun sana hislerimi . Biliyorsunda ne anliyorsun . Ne bir evet diyorsun . Ben cemre gibi topraklara dusuyorum sen bunu kabulleniyor musun ? Ben buyuk bir ask olacagini biliyorum aramizda . Hani sicacik, urperten, insanin icini tiril tiril titreten . Dalgali ve heyecan veren bir ask olacagini biliyorum . Bir firtina olacagini biliyorum askimizin . Sende biliyorsun . Bunuda biliyorum . Sen her gece yataginin bas ucunda benden bir parcayla uyuyorsun . Bunuda biliyorum . Ama sen .. Ama sen benim ne kadar seni cok istedigimi bilmiyorsun . Hani su icinde yuzupte cok begendigin ... Hani cok guzel oldugunu soyledigin yesil kirimsa doken gozlerime kizgin bir surme cekecek kadar seni istiyorum . Ben ellerimin gozleriyle gorurum senin yuzunu . Ben senin askinla yururum yer yuzunu Ihtiyacim yok gozlerime, kalp gozlerim yeter su sevgime Simdi zamanim dar . Simdi an gibi seni istiyorum . Simdi yolda kimi gorsem sen saniyorum . Simdi kiminle konussam dilim seni soyluyor . Kiminle konussam dilim seni ... Konusamayip basimi ellerimin arasina alip bir koseye cekilip agliyorum ... Sari saclarin tutup cekiyor beni kendine ... Dusuyorum cukulata gozlerinin icine ... Yesil yesil eriyorum bu bana reva mi be ... Yesil yesil eriyorum .. Bu bana reva mi Ben senden sadece bir seyi istiyorum Askim olur musun ? Askim olur musun ? Askim olur musun su yanik sine - me ? Gel Sen istersen gormem bir daha dunyayi Yesiline kizgin surmeler cekerim Gel Gulusunde tutussun gozlerim GEL | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Boran gibi duygusal biriyim | HearTLesS | Diğer diziler | 1 | 06-26-2007 19:34 |
| Türkmenistan’a İnternet Kafe | MeLLiiSSaa | Yurtdışı Gündemi | 1 | 02-17-2007 11:37 |
| duygusal yaklaşımlar | ZeYNa | Komik Yazı | 2 | 01-23-2007 09:33 |
| Aydın'da, 12 yaş altına internet kafe yasağı | HearTLesS | Türkiye Gündemi | 0 | 12-21-2006 20:04 |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 Kuruluş : 10 Ekim 2006 Forumsitesi.net Her Hakkı Saklıdır | Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,şikayetlerinizi Burdaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.Not:Konu acil ise GÖLGE'ye forum üzerinden özel msj atınız. Mailimiz belli aralıklarla takip edilmektedir. |