|
| | #1 | ||
| Atilla İlhan ve şiirleri ...
Adimla Nasil Berabersem hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin bir dakika bile çikmiyorsun aklimdan koşar gibi yürüyüşün karanlikta bir işik gibi aydinlik gülüşün hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin uzak uzak yildizlarla çevrilmiş kainatin karanlik boşluklarinda akip giderken zaman adimla nasil berabersem öylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gönlümüz mutluluga inanmiş olmanin gururuyla rahat koltugumuzun altinda birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye ayni şartlar altinda kismet olmiyan gerçekleri görmenin aydinligi alinlarimizda hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin sen bana kalbim kadar elim kadar yakinsin | |||
| | |
| İletişime Geçin |
| | #2 |
| Ağır Kan Kaybı Biz yalnızlıktan doğduk o dağdağalı sudan Biz yani; erdoğan, ayşenur, ali ve ahmet Birkaç litre kan, bir hayli kemik, epeyce korku Sanki bir tesbih koptu, tane tane savrulduk Köy köy, bucak bucak, memleket memleket Yani afyon, adilcevaz, akçadağ, turgutlu Birkaç litre kan, bir hayli kemik, epeyce korku Buzlu mehtap, alçakça kesmişti yolumuzu Bütün kapılardan açıkça kovulmuştuk Silahımız avcumuza yapışmıştı soğuktan Biz yani; erdoğan, ayşenur, ali ve ahmet Birkaç litre kan, bir hayli kemik, epeyce korku Kestiremedik ne yaptığımızı, kim olduğumuzu Sanki bir tesbih koptu, tane tane savrulduk Köy köy, bucak bucak, memleket memleket Yani afyon, adilcevaz, akçadağ, turgutlu Birkaç litre kan, bir hayli kemik, epeyce korku Ne kadar korkmuştuk, elimizden tutmadılar Doğrudur kendi içimizde daraldığımız Kim neyi savundu bilinmez, nereye kadar Biz yani; erdoğan, ayşenur, ali ve ahmet Başka bir yalnızlıkta boğulduk havasızlıktan Sanki bir tesbih koptu, tane tane savrulduk Köy köy, bucak bucak, memleket memleket Ne solculuğumuz solculuktu, ne sağcılığımız Karanlık bir kapı olup üstümüze kapandılar Kimse bizi sevmedi ağır kan kaybıyız | |
| | |
| | #3 |
| Ağustos Çıkmazı Beni koyup koyup gitme, n'olursun Durduğun yerde dur Kendini martılarla bir tutma Senin kanatların yok Düşersin yorulursun Beni koyup koyup gitme, n'olursun Bir deniz kıyısında otur Gemiler sensiz gitsin bırak Herkes gibi yaşasana sen İşine gücüne baksana Evlenirsin, çocuğun olur Beni koyup koyup gitme, n'olursun Elimi tutuyorlar ayağımı yetişemiyorum ardından hevesim olsa param olmuyor param olsa hevesim yaptıklarını affettim seninle gelemeyeceğim Attilâ İlhan beni koyup koyup gitme, n'olursun. | |
| | |
| | #4 |
| Ah... yüzünün yarısı göz kadife yansımalı bulutlu siyah ah bulutları eflatun o boy aynasından çıktı fransız malı vişne asiti vardı tadında rujunun ah sinema yıldızı falan olmalı ağızlığı kristal son derece uzun bir kibrit çakıldımı ah yağmurluklu kız alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor ah çocuk yüzünde gül goncası ağız saçlarından incecik süt tozu dökülüyor sağanak gibi derin, ağaçlar gibi yalnız karartma başlamış ışıklar örtülüyor ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu kırkmaları mor salkım, göz kapakları saydam çok vapurun battığı bir liman ¤¤¤¤¤¤su bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam ay ışığında deniz akardiyon solosu pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam tavana asılmış sosyalist saçlarından ah sabah sabah omuzları kan içinde işkence sonrası genç bir kadın militan yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde adı bile çıkmamış dudaklarından doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde | |
| | |
| | #5 |
| Allende Allende ölüm birden boşalmasıdır insanın kendisinden gizli titreşimler uçar belki boşlukta sesinden güneş vurunca parıldar görünmez ayak izleri ki beyhude korularda eski bir yaz gezmesinden solgun bir gülümseme hani ay büyürken görünür aynalarda bırakılmış nice yüz birikintisinden artık hiç olmasa da sonbahar penceresinde o camların buğulanması her akşam nefesinden kimsesiz bahçelerde besbelli yalnız dolaştığı rüzgârsız akşamüstleri yaprakların ürpermesinden duyulur ardında bıraktığı hayallerin gürültüsü sinsi bir deprem gibi camları titretmesinden masasına gelip gittiği açıkça anlaşılır daktilosu çalışmasa da şeridinin eskimesinden durduğu yerde patlaması mürekkep hokkalarının ömrünce biriktirdiği sosyalist öfkesinden ne kadar yok etse ölüm vuruşu göklerde yankılanan kocaman bir yürek kalır şili'nin allende'sinden | |
| | |
| | #6 |
| Ayrılık Sevdaya Dahil Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın En görkemli saatinde yıldız alacasının Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan Onu çok arıyorum onu çok arıyorum Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları Bir yerlere yıldırım düşüyorum Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş Tedirgin gülümser Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte Yansımalar tutmuş bütün sahili Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil Çünkü ayrılanlar hala sevgili Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık Hava ağır toprak ağır yaprak ağır Su tozları yağıyor üstümüze Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı Karanlık çöktü denize Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ | |
| | |
| | #7 |
| Aysel Git Başımdan aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın hiçbir dakikamı yaşayamazsın aysel git başımdan ben sana göre değilim benim için kirletme aydınlığını hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Islığımı denesen hemen düşürürsün gözlerim hızlandırır tenhalığını yanlış şehirlere götürür trenlerim ya ölmek ustalığını kazanırsın ya korku biriktirmek yetisini acılarım iyice bol gelir sana sevincim bir türlü tutmaz sevincini aysel git başımdan ben sana göre değilim ümitsizliğimi olsun anlasana hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim sevindiğim anda sen üzülürsün sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına aykırı bir yolcuyum dünya geniş büyük bir kulak çınlıyor içimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş sakın başka bir şey getirme aklına aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan seni seviyorum | |
| | |
| | #8 |
| Bakarsak Zarif bir hüzündür bembeyaz dolaşan kuğuya bakarsak Mücevher titreşimleriyle mütereddit bir akşam suya bakarsak Fazlasıyla ısındı deniz kaynadı kaynayacak Dipten bir deprem yaklaşıyor suyun üzerindeki buğuya bakarsak Ne kadar yoksul ve çıplak görünürse görünsün ağaçlar O kadar yakındır ilkbahar özsuyu yürümüş dallara uğultuyla bakarsak | |
| | |
| | #9 |
| Barakmuslu Mezarlığı kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi buğdaysız, çavdarsız kara ekmeğe benzersin yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler kalbin neden durmuş rüzgarı kesilmiş değirmen gibi suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim barakmuslu köyünden selamsız oğlu bekir yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar ben kendimi toprak bilirim, toprak beni baba bilir benim köyümde avrat bile toprak gibi sevilir ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim nideyim bu mezarda babam yok, yalnız anam var dedem yok bu mezarda, fukara ninem yatar söyleyin dağlar-taşlar ben selamsız oğlu bekir iki gözüm iki ateş parçası, iki taş parçası iki elim yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar gece düşer, barakmuslu mezarlığı dirilir barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler bir giden bir daha dönmez, gitti gider sen harami yusuf, her yaranda bir çiçek açmış sen hasretlik şakir, mapuslarda ölen şakir evladım kadir nasıldı o seni dağda mı vurdular? ya hüsne gelin, yar yoluna serden geçmiş fadimem, sıtmalar girdi kanına fadimem barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu barakmuslu mezarlığında koyun koyuna girdiler bir giden bir daha dönmez, gitti gider barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu iki elim kızıl kanda selamsız oğlu bekirim hem babam hem dedem yad ellerde kurban oldu herkesin kökü toprakta, bir ben köksüz gibiyim şavkın yok, ateşin yok, sen nasıl gecesin hey gidi gözün gönlün kararmış, tadın tuzun kalmamış yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim benim babam, benim dedem yad ellerde öldüler bir giden bir daha dönmez, gitti gider neylersin oğlum bekir, bak işte ben dedenim benim mezarım yoktur dardanos şehitleri de kül oldu yirmiüç baharım kıvırcık bir mart günü başımı ayrı gömdüler, gövdemi ayrı gömdüler ya gazi ya şehit diye geldik, şehit olduk iki gözümle gördüm topların ölüm tükürdüğünü tövbeler olsun göklerin veremli gibi öksürdüğünü neylersin oğlum bekir, şehitlik alın yazısı benim dedemin de trablustan geldi künyesi biraderim ismail vurulmuş akar kanları ah şipkanın balkanları, ah şipkanın balkanları ninen köyde uyudu, biz gazada uyuduk kırıldı kanadımız, kaldık çöllerde ya gazi ya şehit diye geldik, şehit olduk ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim sakarya ığranıp gider, ben sakaryayı beklerim selamsız duran çavuş barakmusludan ah başıma gelenler, yapraklarım, gözlerim ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim benim mezarım yoktur, ben üçüncü taburdan bir kahpenin kurşunu geldi, gelip ciğerimi deldi "at ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır" ben öldüm, selamsız çavuştan bir garip kavak kaldı telli kavak, telli kavak ne uzarsın boyuna suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları söğüt yaprağı narin, gözlerim yanıyor gözlerim kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları ben ne inim, ne cinim siz kimsiniz? kimsiniz? derviş gibi nerden gelip böyle nereye gittiniz? barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için benim dedem benim babam yad ellerde öldüler yüreğimi zehir ettin sen nasıl gecesin hey gidi kapkara, gözü yaşlı mezar taşına benzersin yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim yad elde ölmek istemem, dedem gibi babam gibi iki elim kızıl kanda, sekiz boğaz altıma bakar ağlar mı şipkanın balkanları, ben ağlarım babam duran çavuştan, kavak ağacından dilerim telli kavak, amanın telli kavak derdime bir çare yüreğimde bir yılan çöreklenmiş yatar barakmuslu köyündenim, selamsız oğlu bekirim ben bu köyde doğmuşum, bu köyde ölmek isterim | |
| | |
| | #10 |
| Bela Çiçeği alsancak garı'na devrildiler gece garın saati bela çiçeği hiçbir şeyin farkında değildiler kalleş bir titreme aldı erkeği elleri yirtilmisti kelepceliydiler çantasını karısı taşıyordu hiç kimse tanımıyordu kimdiler gece garın saati bela çiçeği üçüncü mevki bir vagona bindiler anlaşıldı erkeğin gideceği bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler bir türlü karısına bakamıyordu ayaküstü birer bafra içtiler gece garın saati bela çiçeği şimdiden bir yalnızlık içindeydiler karanlık gelmişi geleceği birdenbire sapsarı kesildiler vagonlar usul usul kımıldıyordu | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İlhan Şeşen - Geri Gelme | ZeYNa | Yerli Klip | 3 | 06-12-2008 21:14 |
| Ahmet Selcuk İlhan-GoLGE (GÖLGE ye ait) | Leyl-i Lal | Flash Şiirler | 11 | 12-08-2007 10:36 |
| İlhan Şeşen... | VURGUNAY | Yerli Şarkı Sözleri | 1 | 12-24-2006 17:30 |
| Aşk Şiirleri... | xXxGeFoRcEsxXx | Şiirler | 0 | 12-14-2006 00:35 |
| An Gelir....Atilla İlhan... | VURGUNAY | Şiirler | 5 | 12-01-2006 19:58 |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 Kuruluş : 10 Ekim 2006 Forumsitesi.net Her Hakkı Saklıdır | Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,şikayetlerinizi Burdaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.Not:Konu acil ise GÖLGE'ye forum üzerinden özel msj atınız. Mailimiz belli aralıklarla takip edilmektedir. |