|
| | #1 | ||
1918 Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık. Vatanda hor görülen bir cemâatiz artık Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan Ve göz kapaklarının arkasında eski Vatan Bizim diyâr olarak kaldı tâ kıyâmete dek. Kalanlar ortada genç, ihtiyar, kadın, erkek Harâb olup yaşıyor tâli’in azâbıyle; Vatanda düşmanı seyretmek ıztırâbıyle. Vatanda korkulu rüya içindeyiz, gerçek. Fakat bu çok süremez, mutlaka şafak sökecek Ateş ve kanla siler, bir gün, ordumuz lekeyi, Bu, insan oğluna bir şeyn olan, Mütareke’yi | |||
| | |
| İletişime Geçin |
| | #2 |
| AÇIK DENiZ Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum; Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum. Kalbimde vardı "Byron"u bedbaht eden melâl! Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl, Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını, Duydum akıncı cedlerimin ihtirâsını, Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu... Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu... Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan, Rü’yâma girdi her gece bir fâtihâne zan. Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular, Mahzun hudutların ötesinden akan sular, Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı, Bildim nedir ufuktaki sonsuzluğun tadı! Bir gün dedim ki istemem artık ne yer ne yâr! Çıktım sürekli gurbete, gezdim diyar diyar; Gittim o son diyâra ki serhaddidir yerin, Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin! Garbin ucunda, son kıyıdan en gürültülü Bir med zamânı, gökyüzü kurşunla örtülü, Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi; Gördüm güzel vücûdunu zümrütliyen deri Keskin bir ürperişle kımıldandı anbean; Baktım ve anladım ki o ejderdi canlanan. Sonsuz ufuktan âh o ne coşkun gelişti o! Birden nasıl toparlanarak kükremişti o! Yelken, vapur, ne varsa kaçışmış limanlara, Yalnız onundu koskoca meydan ve manzara! Yalnız o kalmış ortada, âsi ve bağrı hûn, Bin mağra ağzı açmış, ulurken uzun uzun, Sezdim bir âşinâ gibi, heybetli hüznünü! Rûhunla karşı karşıya kaldım o med günü, Şekvânı dinledim, ezelî muztarip deniz! Duydum ki rûhumuzla bu gurbette sendeniz, Dindirmez anladım bunu hiçbir güzel kıyı; Bir bitmeyen susuzluğa benzer bu ağrıyı. | |
| | |
| | #3 |
| AKINCI Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kaafilelerle... Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan, Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan. Bir gün yine dolu dizgin boşanan atlarımızla Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla... Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde! Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! | |
| | |
| | #4 |
| AKŞAM MÛSIKÎSÎ Kandilli'de eski bahçelerde, Akşam kapanınca perde perde, Bir hatıra zevki var kederde. Artık ne gelen, ne beklenen var; Tenhâ yolun ortasında rüzgâr Teşrin yapraklarıyla oynar. Gittikçe derinleşir saatler, Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer Sessizlik daîmâ ilerler. Ürperme verir hayâle sık sık, Her bir kapıdan giren karanlık, Çok belli ayak sesinden artık. Gözlerden uzaklaşınca dünyâ Bin bir geceden birinde gûyâ Başlar rü'yâ içinde rü'yâ. | |
| | |
| | #5 |
| ALTOR ŞEHRİNDE Schiller bu karlı dağlara gelmişti genç iken; Hürriyet özleyişlerinin mûsıkîsini Duymuş ve söylemişti çelikten sadâ ile. Hürriyetin o devrini idrâk edenlerin Hulyâlarında vardı bir efsunlu hâtıra: Wilhelm Tell, güzel ok atan dağlı kahraman. Tell şarkısıyla beslenen İsviçre bilmiyor En zorlu ihtilâlleri hürriyyet uğruna. Kanlar, bu karlı dağlara aslaa bulaşmamış; Hiç girmemiş hayâline tek gözlü giyyotin; Mızrakta, halka gösterilen, kanlı kelleler, Meydanlarında, hırs ile, hiç gösterilmemiş. | |
| | |
| | #6 |
| AŞK HİKAYESİ Âh o akşam o tirenden gülüşün! O gülüş kalbime aksettiği an Duymadım ilk ateşin düştüğünü; Şavka benzer bir ışık zannettim. Macera başlamak üzereymiş o gün. Sürecekmiş bu ateş yıllarca. Bir taraftan Yakacık, mor dağlar... Bir taraftan da deniz, şûh adalar... O gün ömrümde, kader, Geçecek aşkı resimleştirmiş Bu güzel çerçevede. Yine dün geçtim o yoldan; Aynı raylarda tirenler geçiyor... Karşı dağlar, hep o dağlar... Kıyı hep aynı kıyı Ve deniz aynı deniz; O gülüşten bir eser yok yalnız; O güzel çerçeve bomboş! Belki kalbim daha boş! | |
| | |
| | #7 |
| ATİK-VALDE'DEN İNEN SOKAKTA İftardan önce gittim Atik-Valde semtine, Kaç def'a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine, Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti; Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler, Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer; Bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları Az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı. Meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün; Bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün. Top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri, Bir nurlu neş'e kapladı ker¤¤¤ten evleri. Yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz! Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz. Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı. Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime; Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime: "Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür; Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür." | |
| | |
| | #8 |
| BAHÇELERDEN UZAK İstemem artık ışık, râyiha, renk âlemini, Koklamam yosma karanfille, güzel yâsemini. Beni bir lâhza müsâit bulamaz idlâle, Ne beyaz bâkire zambak, ne ateşten lâle. Beklemem fecrini leylâklar açan nîsânın, Özlemem vaktini dağ dağ kızaran erguvanın. Her sabah başka bahâr olsa da ben uslandım, Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım. | |
| | |
| | #9 |
| BEDRİ'YE MISRALAR Gelmek’çün ikinci bir hayâta, Bir gün dönüş olsa âhiretten; Her rûh açılıp da kâinâta, Keyfince semâda bulsa mesken; Tâlih bana dönse, nâzikâne; Bir yıldızı verse mâlikâne; Bîgâne kalır o iltifâta, İstanbul’a dönmek isterim ben. Bin bir tepe yükselen Boğaz’dan Baktıkça vatan görünsün engin; Her yıl, bin ömür boyunca, yazdan, Yelkenler açılsa ufka gergin. Lâkin bu ikinci varlığımda, Son devrede, ihtiyarlığımda, Artık çekilince söz ve sazdan, Ömrüm İç-Erenköyü’nde geçsin. | |
| | |
| | #10 |
| BERGAMA HEYKELTRAŞLARI Pek tâze penbe tenlere benzer bu taşları Yontarken eski Bergama heykeltraşları İlham eden vucûdun edâsıyle mest imiş; Heykeltraş demek o zaman putperest imiş. İnsan vücûdu bazan açık, bazan örtülü, Her çizgisiyle san’atı canlandıran büyü. Artık dehâya eski güzellikte sinmiyor. Gördük ki yer yüzünde ilâhlar gezinmiyor | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hz. YAHYA (a.s) | HearTLesS | İslam-İslamiyet | 0 | 09-12-2007 18:24 |
| Şeyhülislam Yahya | EcRiN | Edebiyat-Türkçe | 0 | 05-10-2007 22:13 |
| MusTaFa kemaL Atatürk . | aSikan | Tarih | 0 | 03-10-2007 22:26 |
| M. kemaL Atatürk'ün AkraßaLarı | aSikan | Mustafa Kemal ATATÜRK | 0 | 02-25-2007 11:04 |
| Ezineli Yahya ÇAvuş | Afrasiyab | Osmanlı Tarihi | 0 | 12-26-2006 21:53 |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 Kuruluş : 10 Ekim 2006 Forumsitesi.net Her Hakkı Saklıdır | Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,şikayetlerinizi Burdaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.Not:Konu acil ise GÖLGE'ye forum üzerinden özel msj atınız. Mailimiz belli aralıklarla takip edilmektedir. |